Günümüz dünyasında hayatımızın her alanında ve her yerde plastiklere rastlar hale geldik. Soluduğumuz havanın içerisinde bile plastik parçacıkları olduğunu biliyor muydunuz? 150 yıl önce hayatımıza giren plastikler petrol ve diğer fosil yakıtlardan üretilmektedir. Plastikler, ucuz, sağlam, hafif oldukları ve her şekle girebildikleri için çok fazla kullanım alanına sahiptir. Elektronik aletlerden otomobil üretimine, paketlemeden tekstil ve gıda sektörüne kadar birçok sektörde plastik kullanılmaktadır. Fabrikalarda üretilen plastiklerin hammaddeleri ile istenilen şekillerde ve türlerde plastik ürünler üretilmekte ve bu ürünler satılmak üzere yine  plastik olan  ambalajlara konulmaktadır. Bu aşamalarda atmosfere zehirli gazlar karışmakta ve bu nedenle yaşanan çevre felaketleri her geçen yıl daha da artmaktadır.

                Son yıllarda insanlarda, hayatın her alanında tüketim çılgınlığı başlamıştır.. İnsanlar bu sebeple ihtiyacı olup olmadığını düşünmeden birçok plastik ürünü çok rahat bir şekilde alabilmekte ve ne yazık ki hiç kullanmadan çöpe atabilmektedir. Plastik ürünler tek kullanımlık ya da bir yıllık ömürleri olacak şekilde üretilebilmektedir. Kullanım ömrünü bitiren ve çöpe atılan plastiklerin büyük bir kısmı diğer çöplerle birlikte atık sahalarına gönderilmektedir. Atık sahasında ki plastiklerin yakılarak imha edilmesi esnasında da atmosfere çok fazla zehirli gaz salınımı olmaktadır. Plastiklerin şu an yalnızca %9’luk kısmı geri dönüştürülerek yeni ürünler elde edilmektedir. Öte yandan geri dönüştürülen bu plastiğin kalitesinin azalmasından dolayı tekrar geri dönüşümü de mümkün olmamaktadır. Dolayısıyla bu plastikler de kullanıldıktan sonra atık haline gelmekte ve doğaya verdikleri zarar artmaktadır. Bazı plastikler de geri dönüşüm yapılmadan maalesef doğada 100 yıllarca beklemektedir… Plastiklerin doğada başlayan bekleyiş sürecinde, atıklar içindeki maddeler çözünerek suya karışıp, yeraltı sularını ve toprağı kirletmektedir.  Şu an dünyada birçok deniz ve okyanusta çöp adaları meydana gelmiştir. Plastikler bu şekilde deniz ve okyanuslardaki canlıların hayatlarına da zarar vermektedir. Öte yandan plastiklerin besin zincirine dahil olması da insanların hayatında tehlike oluşturmaktadır.

Peki plastikler soluduğumuz havanın içine kadar girmiş olabilir mi?  Uzmanların yaptıkları bir araştırmaya göre her yıl yağmurlarla yaklaşık üç milyon plastik şişeye eşdeğer plastik yeryüzüne yağmaktadır. Yeni Zelanda’da, Auckland Üniversitesindeki bilim insanları tarafından yapılan çalışmalarda, Yeni Zelanda’nın metropol şehri olan Auckland şehrinde bir günde yağan yağmurda yaklaşık 5000 mikro plastik parçacığın yaşam alanına düştüğü tespit edilmiştir. Londra’da yapılan başka bir araştırmaya göre de yağmur yağdığı esnada 771 mikro plastik parçacığın yeryüzüne düştüğü tahminlerinde bulunulmuştur. Bilim insanları, geliştirdikleri çalışmalar sonucunda gözle görülmeyen mikro plastiklerin havada da saklandığını düşünüyorlar. Araştırmalar bir yandan da mikro plastiklerin solunum sistemin de dolaştığı ve sağlık üzerinde  gelecekteki etkilerinin ise halen bilinmediğini söylemektedir. Yapılan bu çalışmalarda plastik kalıntıların en çok market poşetleri, pet şişeler, yiyecek/içecek ambalajlarında, tıbbi malzemelerde olduğu tespit edilmiştir.

                Her geçen gün dünyada plastik tüketiminin artmasıyla çevre kirliliği artmakta ve bu sebeple Dünya’nın iklimi her geçen yıl değişmektedir. Plastik üretim ve tüketimi önlem alınmaksızın devam ettikçe doğadaki canlılara ve atmosfere zarar vermeye devam etmektedir. Bu durum ülkeleri ve şehirleri de oldukça tedirgin etmiştir. Los Angeles şehrinde plastiklerin meydana getirdiği olumsuzluklar karşısında   2050 yılına kadar sıfır atık statüsüne ulaşma ve sıfır atık şehri olma hedefleri belirlenmiş ve bu yolda önemli bir adım atılarak şehirde strafor ve tek kullanımlık plastikler yasaklanmıştır. Kanada’da da ise 2030’a kadar sıfır plastik atık elde etmek amacıyla plastik kullanımına kısıtlama getirilmiş ve tek kullanımlık plastiklerin üretimi ve satışı için ithalat yasaklanmıştır. Bu yasak ile birlikte şirketler artık plastik poşet, çatal, bıçak, karıştırma çubuğu, pipet ve paket servis kapları üretemeyecek veya satışı için Kanada’ya ithal edemeyecekleri kararlaştırılmıştır..

Plastiklerin dünyamıza verdiği zararların önüne geçebilmek, her geçen gün büyüyen çöp adalarına dur diyebilmek için bizlerin de yapabileceği birçok şey var. Bunun için öncelikle geri dönüştürülebilir ürünler tercih etmeliyiz. Plastik ürünleri alırken mutlaka ihtiyacımız olup olmadığını düşünmeli ve eğer zorunlu bir ihtiyaç söz konusu değilse plastik ürünleri kullanmamalıyız. Plastik ürünleri kullanmamız gerekiyor ise de o plastik ürünü gerektiği kadar almalı ve dikkatli kullanmalıyız. Plastik atıkların değerlendirilmesi için yeni kullanım alanları da oluşturarak ve mümkün olduğunca doğa dostu alternatifler geliştirerek  plastiklerin hayatımızdaki etkilerini azaltabiliriz.

2023 yılının tüm Dünya’da doğayı koruduğumuz, çevre bilincimizi daha da geliştirdiğimiz bir yıl olmasını diliyorum.

Av.Sibel Dağdelen